
Cuma, Mayıs 23, 2008
Esasında herşey yuvarlakmış :)

Çarşamba, Mayıs 21, 2008
Devrek'e gittim, geldim :)
Pazartesi, Mayıs 12, 2008
BilgeAdam'da İlk Gün
Bu arada ilk defa MacOS kullanma şansım oldu. O nasıl güzel bir sistemdir anlamadım ben yaa! En kısa zamanda eve bir tane almak lazım :)
Cumartesi, Mayıs 10, 2008
Bir tatilden geldim, sıra ikincide :)
Devrek bekle beni geliyorum tekrar sana...
Pazartesi, Mayıs 05, 2008
Yeni başlık, yeni hayat, yeni ...

Hayatımda bu güne kadar bir çok saçmalık oldu; Okul bitti, yeni bir okula başladım. İş buldum, işi bıraktım. Aşk buldum, aşkı bıraktım. Para buldum, para harcadım. Araba aldım, memnun oldum. Gebze'de ikamet etmeye başladım, nefret ettim. Son olarak Bilge Adam'da Web - Grafik eğitimine başladım, mutlu olacağım (umut).
Bugünde tatile gidiyorum :) Fethiye Ölüdeniz. Ablamla geçireceğim 3 gecelik bir tatil. Hep istemişimdir Fethiye'yi, nasip bugüneymiş. Tabii daha bitmedi. Birde Devrek var. Kısmetse Fethiye dönüşünde Devrek gezimin zamanını bekler olacağım. Devrek seni çok özledim. Seni gerçekten çok özledim.
Artık Turizmci, İşletmeci ve Web-Grafik Uzmanı olacağım...
Pazar, Ağustos 12, 2007
BOINC Manager Nedir? (Belge Sürümü v0.01)
Bizi asıl ilgilendiren tabii ki program değil. Program aracı bir mesele. BOINC Manager Programı şuradaki adresten indirilebilir...
Gelelim bizi asıl ilgilendiren konuya. Yani projelere. Öncelikle az önce linkini verdiğim proje sayfasından kafamıza uyacak bir proje seçeceğiz. Ben örnek olsun diye bir proje seçiyorum ve tüm uygulamaları bu proje üzerinden anlatıyorum. Diğerleride bundan farklı olmayacak çünkü. Neyse projemizi Astronomy/Physics/Chemistry alanındaki SETI@home olarak belirlemiş olalım. Bu proje, kısaca açıklamak gerekirse; dünya dışı varlıkları radyo dalgaları vasıtasıyla araştırıyor ve yaklaşık 50 yıldır devam ediyor. Devam edelim. Yüklediğimiz BOINC Manager programını açıyoruz ve "Tools" menüsünden "Attach to Project" diyoruz. Karşımıza çıkan pencereye "next" diyoruz. Son sürümünde eklenen bir özellik olarak tüm projeler listeleniyor. Ama ben yinede size url kısmına yazmanız gereken adresi vereyim: http://setiathome.berkeley.edu/ . Bunu yazdıktan/seçtikten sonra, "next" deyip server ile bağlantı kurmasını bekliyoruz. Daha sonra yeni kayıt oluyorsak (ki kullanan Türk oranının az olduğunu düşününce ilk olarak kayıt olduğunuzu zannediyorum) burada ki küçük formu dolduruyoruz. Bildiğiniz kayıt düzeni yani. Daha sonra ki yani son aşamada projeye giriş yapmış oluyorsunuz ve "Finish" diyorsunuz.
Bundan sonrası programın işi (otomatik olarak projeleri alır, işler ve gönderir). Siz sadece bilime katkı yapmanın hazzını yaşarsınız. Bir çoğumuzun makinesi 7/24 açıktır ve hiç bir işlem yapmadan öylece yatar. Neden boş duracağına insanlığa yararlı olmasın? Ben elimden geldiği kadar bütün projelere üyeyim. Uzun zamandır da çalışıyorum. Mutluyum!
Neyse bir diğer konuya değineyim. Bu projelerin içinde takımlar oluşturulmuş, belli bir puan düzeneğide var. Katılımcılara bakıldığında ABD, Almanya, Japonya, İngiltere gibi devlerin katılım oranlarının milyonları (kişi) bulduğunu görüyoruz. Dünyada ki üniversitelerin büyük bir bölümünün kendi takımları var ve rekorlar kırıyorlar. Ancak kaç tane Türk Üniversitesi var? 1-2, sizce? Projelere kayıt olduktan sonra lütfen web sayfalarına bakın. Oradan "Your Team" sekmesinden Türk kelimesini aratıp gelen bir iki sonuçtan birine kayıt olun. En azından yabancıların grupları binlerle ifade edilirken bizimkisi yüzlerle ifade edilsin. Bir ikiden iyidir!
Yardımcı olmamı isteyen arkadaşlara yardıma hazırım. Yorum kısmından sorunuz lütfen.
Son olarak BOINC Manager programı bilgisayarınızı hiç bir biçimde yavaşlatmaz ve birçok MSN (dünyayı sadece MSN'den ibaret görenlere acımaktayım) kullanıcısının makinesini bütün gün sadece konuşmak için kullandığını düşünüyorum, yani bir şey yapmayın siz. Program sizin yerinize yapacaktır. Sadece programı indirip kurun ve projelere kayıt olun. Hepsi bu!
Kolay gelsin...
(Bu belgeyi belli zamanlarda güncelleyebilirim. Konuyu genişletmeyi planlıyorum.)
Cumartesi, Mayıs 12, 2007
Kryptogram
Weycell (Veysel) ve Apo işi özel bir düzenek :) kopya ve benzeri işlemlerde kullanılması yasal olmamakla birlikte kullanılması çok eğlenceli olabilecek bir zımbırtı seçeneği. Arada bir denemek (denemeye çalışmak) bile çok eğlenceli. Ayrıca geliştirici. Fakat neyi geliştirdiği hala muallak! Akıl mı yoksa sinsilik mi? :) Bu sorunun yanıtını onlardan almak daha doğru olacaktır.
Cuma, Mayıs 11, 2007
364 gün sonra eskilerden bulgu :)
Bu arada bir blog daha açmış bulunmaktayım. Gerçi orayada fazla girdi girmekte zorlanıyorum, zaman sıkıntısı yüzünden. Ancak onun konusu biraz daha farklı. Şöyle ki; ben Turizm ve Otel İşletmeciliği mezunu (1 ay sonra inşallah) bir kişi olarak, bu sektörle ilgili gördüklerimi tabii olursa deneyimlerimi aktarmak niyetindeyim. Adres: http://bymiy.wordpress.com
Gelelim eski bulguya :)
Hava kararır, bulutlar çöker yüreğime
Bir küçük sevgi fidanı uyanır, çıkar topraktan
Sessizliğin içinden ses gelir
Karanlığın içinden kalbimden
Ruhum sıkılır, yüzüm kızarır
Dudaklar yapışır birbirine ses çıkmaz
Haykırır içim, yaraya tuz basmış gibi
Ama ses geçicidir, biter dudaklarda,
Ve gözler konuşur dudaklar yerine
Umut gözdedir ve aşk kalptedir,
Ve yeni bir aşk doğar, güneşin battığı yerde.
Eller birleşir, tenha bir yerde
Susar gözler durulur beden
Ruhlar ayrılır yerinden ve aşk kapıyı çalar
Ruh evde yoktur ve tam kalp çalma anıdır,
Aşk pusuya yatar, elinde şeffaf hançer
Ve yine bir aşk doğar sessizliğin içinde
Gece biter, ruh döner eve
Aşk hançeri saplanır tamda yerinden
Geriye sadece kan pıhtısı kalır
Ve bir damla koca bir yaş
Ve yeniden bir aşk doğar toprağın göz yaşıyla birleştiği yerde
Yaralanır beden ruhun genç olmasına rağmen
Gözler görmez olur, eller tutmaz olur,
Geride sadece anılar kalır acı hüzüntülerden
Ve yine bir aşk biter, mezar taşının balında.
12.04.2000
Çeviren: Beyza Uçkun
Cuma, Mayıs 12, 2006
Eskilerden bir bulgu :)
Şu anda İzmir Ege Üniversitesi Deri Mühendisliği okuyor. Bana çok emeği geçmiştir kendisinin. Sağolsun kardeşim benim.
Bu akşam biraz eski dosyalarımı karıştırıyordum. Ve onun duygusal, hırçın yanını keşfettiğim dönemlere ait bir şiirini buldum. Kağıt artık eskimekten dökülüyordu. Bende ona daha önce söz verdiğim gibi internete bunu yazmaya karar verdim. Aşağıdaki şiir yaklaşık 3,5 saat uğraştıktan sonra çözmeyi başardığım bir şiir. Oğuzhan'ın kendine özgü bir hayat tarzı vardır. Doğal olarak yazısıda kendine özgü :) Seni özledim be kardeşim. Buyur şiirin:
LODOS RÜZGARLARI
Aşk denizinin ortasındayım,
Yelkensiz, susuz, aşksız.
Fırtınalar olur oralarda,
Durulur kalbim bazen masumca.
Ey lodos kurtar beni.
Kurtar beni şu yalnızlıktan.
Ya ters çevir sandalı
Ya da at beni geçmişime.
Gemim yalnız,
Gemim masum,
Gemim ağırbaşlı,
Gemim dayanamıyor artık çılgın dalgalara.
Gemim yalnız, gemim masum.
Ey lodos ?(silinmiş)
Pusulam sen, arkadaşım sen.
Her adada bir sevda,
Her limanda bir aşk yolculasın beni.
Lodos kederli, lodos sert.
Lodos artık savurmuyor saçlarımı.
Lodos artık yaşlı, lodos aşık.
Lodos artık ağlıyor eski günlerine.
Ey lodos! Haykır mehtaplı gecelere,
Savrulsun yer, gök, deniz.
Masum kalbim yine hüzünlensin.
Yine şeffaf hançer yaralasın beni,
Yine ruhumu sen çıkar göğe.
Aşk pususunda bekleyen Azrail?miş meğer,
Son aşk aptalı benmişim meğer,
Gemide bir tek ben kaldım,
Gemide sadece lodosun savurduğu martı sesleri var.
Hüzün baz oluyor kalbim lodossuz her gece.
Çünkü; lodos tek arkadaşım,
Çünkü; o haykırır her şeye,
Çünkü; o yoksundur aşktan,
Çünkü; onun boynu daha bükülmemiştir yar?a.
Gemim masum, gemim yalnız.
Gemim su alıyor lodos yüzünden,
Gemim dayanamıyor çılgın dalgalara,
Gemim yaşlandı artık benim gibi,
Gemim Azrail?e benden de yakın.
Elveda lodos. Elveda hayat.
Bıktım her adadan, her limandan.
Yaşlandı ruh, yaşlandı beden.
Çürüdü kafa, çürüdü gemideki tahta.
Kaptansız gemi, gemisiz kaptan olmaz,
Yar?sız hayat, lodossuz gün olmaz.
Ruhsuz beden olmaz ama bedensiz ben varım artık.
Elveda çılgın deniz, elveda martılar.
Lodos yalnız, lodos arkadaşsız,
Lodos esmiyor eski gücüyle,
Lodos eski lodos değil,
Lodosun boynu bükük,
Lodosun eli mahkum yar?a,
Lodos durgun, lodos masum,
Lodos kurtulmak istiyor esmekten,
Ama lodos bedensiz zaten.
Ey lodos! Beni hatırla.
Ağla yar?ın arkasından.
Ama gül bir yandan.
Ey lodos! İmamım sen ol,
Tabutum gemim, toprağım deniz olsun,
Martı sesleri dua olsun benim için.
Belki bir gün bir yalnız aşık görürsen,
Yaklaş ona, onu teninle ısla,
Ve sessizce deki ona;
?Bana bakma eserim ben masumca,
Ben bir yar sevmişim,
Kalbi kar, eli soğuk bana.
Ben ağlarım senin yerine,
Sen git sevdiğinin yanına.?
Ve deki ona;
?Sensiz olmuyor yar,
Sensiz, atmıyor kalbim, soğuk yatağım,
Gel vazgeçelim şu kırgınlıktan,
Gel de kavuşsun bedenler,
Gel ki lodos ağlamasın artık,
Gel ki pusu kurmasın Azrail,
Gel ki aşk denizinde boğulmasın sevdalar.
Gel be güzelim gel be?
Refaha kavuşsun artık lodos??
Oğuzhan Bahadır ÇETİN
1999 ? 8/A ? Yahya Kaptan Anadolu Lisesi
Çeviren: Mehmet IŞIK (yazının güzelliği söz konusu olunca bir çevirmen şart oluyor :) )
Cumartesi, Mayıs 06, 2006
Doğuran Robot :(
Cuma, Mayıs 05, 2006
Pamela - Cehennet

Pamela Anderson değil tabii bu Pamela :) Pamela; Şehir Rehberi ve Eğer Dinlersen albümlerinden sonra beklenilen albümünü 7 aylık bir çalışmadan sonra çıkardı. Şarkılar dikkat çekici. Albüm adıda aynı çekiciliğe sahip. Benim dikkatimi çeken parçalar Aşk Yoruyor, 11:11, Ah Ben ve Kısık Ateşte. Müziklerin demolarını Seyhan Müzik internet sitesinden dinleyebilirsiniz. Ayrıca Seyhan Müzik Pamela'nın albümünü internetten almak isteyenlere güzel bir jest yapıyor ve imzalı kişiye özel albüm yolluyor. Bu güzel bir pazarlama yöntemi bana göre.
Albümde 13 parça var ve yaklaşık 1 saat aralıksız müzik zevki yaşatıyor. Parçaların listesi aşağıda. Bence dinlenmesi gereken bir albüm. MP3leri elime geçer geçmez daha dikkatli dinlemeye çalışacağım :) Kolay gelsin...
1 Muhabbet Bağına Girdim Bu Gece (Ararım Sorarım) - 4:02
2 Artık Birşeyler Yapmak Lazım (İstanbul?dan Gitmek) - 3:51
3 Cihangir Türküsü - 3:40
4 Aşk Yoruyor - 4:14
5 Seviyorum Sensiz (Ankara?da) - 4:16
6 Merdiven - 3:23
7 Cehennet - 4:05
8 Gerçek Hayat - 4:16
9 11:11 - 6:00
10 Ah Ben - 4:31
11 Kartlar Elimde - 3:31
12 Bir Tek O Gece - 4:01
13 Kısık Ateşte - 3:12
Pazartesi, Mayıs 01, 2006
Depomda yer yok diyenlere :)
Çarşamba, Nisan 12, 2006
Weysel, döktürmeye devam
ÖLÜMDEN KAÇILMIYOR
Gözlerim gözlüyor seni
yüreğim özlüyor seni
Toprak çekiyor beni
Ölmekten kaçamıyorum
Kara gözlü dilber çok sevdim seni
Yinede ecel geldi aldı beni
kaçış olsaydı aşkım ben kaçardım
Ölümden kaçılmıyor
Ama ölümden kaçılmıyor....
Kalbim kan ağlıyor
Gönlüm sana tapıyor
Bedenim ölmek istiyor
Ölmekten kaçamıyorum
kara gözlü dil.......
....
....
...
..........................
Pazar, Nisan 02, 2006
Rüyada yemek istenir mi?
Yarın gezi var. Daha doğrusu bugün. Göldağı diye bir yere gidiyoruz okulun dağcılık kulübü etkinliği ile. Umarım iyi geçer. Ben bedava gidiyorum. Okula hizmetlerimin bir göstergesi. Teşekkürler Hasan Hocam...
Perşembe, Mart 16, 2006
Tek kelimeyle; BEN!
Şunu hemen açıklığa kavuşturmakta yarar var. Eğer kalbiniz romantik rüyalara ve peri masallarına açlık duyuyorsa, umutlarınızı sakın Başak erkeğine bağlamayın; yoksa kendinizi ölüm orucu içinde bulursunuz. Başakla kurulan bir gönül ilişkisi, hayatını sadece tatlı duygulara bağlamış olan bir insanı sert bir vuruşla soğuk yere indirdiği zaman, üzücü olabilir.
Bu adam hemen hemen tamamiyle pratik, nesnel bir düzeyde yaşar ve hikaye kitabı aşklarının gerçek dışı duygusallığına bel bağlamaz. Kuşkusuz, bu tümüyle bir anlayış sorunudur. Çünkü, herşeyden önce, böyle bir aşk kendisini kadın-erkek ilişkisinin eşiğine yaklaştırmakta pek işe yaramayacaktır. O, odanızın penceresi altında serenat yapacak tipte bir adam değildir.
Aslında Başaklar, çocukluğun ilk yıllarından başlayarak aşk konusuyla çok derinden ilgileneceklerdir, ama Romeo Juliet cinsinden bir aşkla değil. O, aşk sözcüğünü en güzel şekilde, kendisini karşılıksız olarak ailesine, arkadaşlarına, kendisinden daha zayıf ve olanakları daha az olanlara adamakla ifade eder. Başak içgüdüsel bir çalışma aşkıyla doğmuştur. Böylesine yükseklere erişememiş olan Başaklar bile, şu ya da bu şekilde bencillikten uzak bir adeale hizmet edememenin hafif suçluluğunu duyarlar. Dramatik heyecanlar, duygusal vaadler, yapışkan sevgi şeklinde kendini gösteren bir aşk, Başak erkeğini sadece soğutmakla kalmaz, şehir dışına giden ilk otobüse ya da trene atlayıp kaçacak kadar korkutur da. Ancak, o her ne kadar çelik ve buz karışımı gibi görünürse de, uygun sıcaklığı bulunca zevkten eriyebilir. Hiç kuşkusuz, Başağın kalbine giden yollar vardır. Gizli yollar. Arsızca peşinden koşmak bunlardan biri değildir. Bir sürü flörtçü kadının ve tehlikeli deniz kızlarının şaşırarak ve düş kırıklığına uğrayarak öğrendikleri gibi, koketlik ve cinsellik bu yollardan biri değildir. Başaklar aşkta fazlalıktan çok kalite ararlar. Her katagoride kaliteye oldukça önem verdiklerinden, gerçek aşk ilişkileri çok azdır ve bunlar bazen de talihsizlikle veya herhangi bir şekilde üzüntüyle sonuçlanır. Başağın böyle bir hayal kırıklığı karşısındaki normal tepkisi, kendisini bulabildiği en zor işe gömmek, genel olarak toplumdan uzaklaşmak ve bundan sonraki aşk olasılıklarında iki kat daha dikkatli olmaktır. Büyük strateji kullanmak ve çok sabırlı olmak zorunda kalabilirsiniz. Başağın esas içgüdüsü iffettir ve bundan ancak iyi bir nedenle ya da fevkalade iyi bir kadın için vazgeçebilir. Başakların hepsi değilse de çoğu, başka burçlara göre çok daha büyük kolaylıkla bekar yaşayabilirler. Kadere karşı koymadan boyun eğmek onlara doğal geldiği için, anlamadıkları disiplin kurallarına da katlanırlar.
Hiç belli etmese de, Başak incelikle baştan çıkarma sanatının ustası olabilir. Başak erkek, keskin zekayla sağlam toprağın karışımıdır. Soğuk flörtçülüğüyle bir çok kalbi kırmasıyla tanınırsa da, onun eleştirici analiz duygusu ve herkesi beğenmeyen zevki selimi, sık sık çıktığı flört gezilerinde platonik alandan ayrılmasına pek olanak vermez.
Başak aşık olacağı kişiyi bulmak için o değerli zamanını harcamakta acele etmeyecektir. Çünkü yeme, giyinip kuşanma, sağlık ve çalışma alışkanlıklarında olduğu gibi, kadın seçiminde de aynı derecede eleştirici ve kılı kırk yararcasına özenen bir insandır. Sakın onu yanıltmaya ya da ona yalan söylemeye kalkışmayın. Sizin Başak aşığınız hiç hayale kapılmaz. O, nezih, dürüst ve samimi bir ilişki ister. Bunu bulma şansının ne kadar az olduğunu kendi de çok iyi bilir; ancak, daha azına razı olacağını ummanın hiçbir yararı yoktur. Şayet koşullar onu uygunsuz bir ilişki kurmaya zorlamışsa, bu ilişkinin pençeleri arasında uzun süre kalmayacağından kuşkunuz olmasın.
Başak, aklının başından alınması zor bir erkektir. Devamlı bir aş ihtiyacıyla yanıp tutuşmadan uzun süre yaşayabilir. Eğer aklınızı ona taktınızsa, bu sizi ağlatmaya yeter. Acaba mermerden mi yapıldığını, yoksa kalpsiz mi olduğunu merak edersiniz. Hayır, mermerden yapılmamıştır, ve evet, kuşkusuz bir kalbi vardır. Sabırlı olun, bekleyen sonunda muradına erer.
Bununla birlikte, gerçekten aşık olduğuna karar verince de, büyük bir sadelikle duygularını size açıklayacaktır. Aşkı başka burçlarda olduğu gibi asla dalgalanmadan, sürekli bir alevle yanacak ve yıllar geçtikçe harikulade bir güvenilirlikle sıcaklığını sürdürecektir. Başak aşkının peri masalına benzeyen tek yanı, eğer gerçekten aşıksa, gerçek eşine sahip olmak için yıllarca beklemesi, ya da onu alıp aile ocağına getirmek için binlerce dağı aşmayı göze almasıdır.
Bir Başak erkeği kadınları üzen küçük büyük tüm sorunlara karşı istisnasız çok anlayışlı, düşünceli ve müşfiktir. Kristal kadar berrak bir hafızası vardır ve neden o kadar önem verdiğinize pek akıl erdiremese de, özel günleri herhelde unutmayacaktır. Başak erkekleri son derece sahiplenen kişiler olmalarına karşın, öyle delice ateşli bir kıskançlık göstermeyeceklerdir. Bu size önemsiz ince bir çizgi gibi gelir, ama önemlidir. Başaklar son derece sadıktır ve aile bağlarını koparmayı hiç istemezler. Ancak, hoşgörüleri kötüye kullanılıp da sonunda bıçak kemiğe dayanınca, boşanmak için mahkemeye başvurmakta bir an tereddüt etmezler. Evlilik bir kez bitmişse bitmiş demektir. Bir kez kararını veren Başak erkeği, yoluna devam eder, artık gözyaşları dökmeniz, yalvarıp yakarmanız boşunadır, kararından dönmez.
Başak erkekleri kural olarak baba olmak için yanıp tutuşmazlar. Onların kendilerine has egoları, ruhsal tatmin için çocuk sahibi olmak ihtiyacında değildir ve Başaklar küçük aile sahibi olmak isterler. Böyle olduğu halde çocuk sahibi olunca da Başak son derece çocuklarına düşkün bir baba olur ve sorumluluklarını hiçbir zaman hafife almaz. Çocuklarının yeteneklerine geliştirmek ve onları kendi yüksek davranış standartlarını aşılamak için pekçok saatlerini severek harcayacaktır. Bir Başak baba zeka ve kültüre büyük önem verecek ve ahlak, nezaket ve iyi vatandaşlık konularında çocuklarını titizlikle eğitecektir.
Başak sağlığına biraz titizlik göstermenizi bekleyecektir; ama hasta olduğunuz zaman o da sizin başınızda bekleyecek ve size bakacaktır.
Çarşamba, Mart 15, 2006
Kızıl Gezegene Gidin
Dünyadan sıkılanlar için Mars Gezegenine ufak bir yolculuk :)
Salı, Mart 14, 2006
Şampiyonum :)
Pazar, Mart 12, 2006
Şampiyonlar şampiyonu Alonso! :)
Son olarak günün mükemmellerinden Raikkonen hakkında bir iki satır döktüreyim. Raikkonen'in dün kanat problemi yaşadığını belirtmiştim. Bugün gridin sonundan başladı. Ancak daha ilk turda 22. sıradan 15. sıraya yerleşti. Sonrası malum 11., 8., 5., 3.(!). İşte bu şekilde mükemmel bir yarış çıkardı. Arabası dayanıklı, gösterişli ve hızlıydı. Alonso'ya çok ter döktürecek diğer yarışlarda :) Seyir keyifi yüksek yarışlar olacak. Şiddetle izlemenizi öneririm. Bu arada Raikkonen sadece 1 defa pit-stop yaptı. Yani ağır bir araçla bunu başardı. Allah bizi (Renault) McLaren'den korusun :) Toyota tek kelimeyle vasat durumdaydı. Fisichella ise yarışın başlarında ayrodinamik sorunu yaşadı ve çıktı.
2. M. Shumacher (Ferrari)
3. Raikkonen (McLaren)
4. Button (Honda)
5. Montoya (McLaren)
6. Webber (Williams)
7. Nico Resberg (Williams)
8. Klien (RedBul)
NOT: Nico Rosberg yarışın başında kanadını değiştirmek zorunda kaldı. Eğer değiştirmeseydi son turlara doğru yaptığı (11. sıradan 7. sıraya) atakla başımızı (Renault) ağartacaktı. Ama diğer yarışta kendini gösterecektir. Gerçekten yetenekli. Coulthard'ı bir geçişi vardı ki sormayın. Sanki 20 yıllık F1 tecrübesi var. Bir insanın savunması bu kadar mı kolay parçalanır? Coulthard bilindiği gibi savunma duvarı gibidir. Gelecek vaat ediyor bu Rosberg! Babasıda 1982 F1 Şampiyonu!
2 Michael Schumacher (Almanya) Ferrari 8
3 Kimi Raikkonen (Finlandiya) McLaren 6
4 Jenson Button (İngiltere) Honda 5
5 Juan Pablo Montoya (Kolombiya) McLaren 4
6 Mark Webber (Avustralya) Williams 3
7 Nico Rosberg (Almanya) Williams 2
8 Christian Klien (Avusturya) Red Bull 1
9 Felipe Massa (Brezilya) Ferrari -
10 David Coulthard (İngiltere) Red Bull -
11 Vitantonio Liuzzi (İtalya) Toro Rosso -
12 Nick Heidfeld (Almanya) BMW Sauber -
13 Scott Speed (ABD) Toro Rosso -
14 Ralf Schumacher (Almanya) Toyota -
15 Rubens Barrichello (Brezilya) Honda -
16 Jarno Trulli (İtalya) Toyota -
17 Tiago Monteiro (Portekiz) MF1 Racing -
18 Takuma Sato (Japonya) Super Aguri -
2 McLaren-Mercedes 10
3 Ferrari 8
4 Honda 5
5 Williams-Cosworth 5
6 RedBull-Ferrari 1
7 Toro Rosso-Cosworth -
8 BMW Sauber -
9 Toyota -
10 Midland-Toyota -
11 Super Aguri-Honda -
Cumartesi, Mart 11, 2006
F1 güzel başladı...
Bu arada bazı kural değişiklikleri ve sıralama turu formatının değiştiğini belirtmek gerek. Bunlara değineyim biraz. Öncelikle motorlarda meydana gelen bir değişiklik varki ben hala sebebini anlamış değilim. V10 motorlardan 200 beygir daha düşük güş üreten V8 motorlara geçiş yapıldı. Malum zaten Ferrari'nin normal araçlarında da bu motor kullanılıyor. Yani Ferrari bu motoru iyi tanıyor tabii bunun avantajını kullanıyor. Diğer kural değişikliği ise yarış esnasında lastik değiştirme yasağının kalkması ile ilgili. Artık pit-stop heycanı geri geliyor. Tabii buda BRIDGESTONE'nun işine yarıyor. Daha kısa sürede yıpranan ancak daha performanslı lastikler üretebilecekler. Yani bu sene kurallar 2 sene önceki gibi M. Schumacher'in işine geliyor. Nedendir bilinmez?
Birde Yeni sıralama turu formatı varki ağzım damağım kurudu heycandan. İlk 15 dk boyunca tüm araçlar çıkıyor piste herkes istediği kadar tur atıp en iyi dereceyi elde etmeye çalışıyor. Bu süre bittikten sonra son 6 kişi eleniyor ve 22 ile 16 arasında diziliyor. Daha sonra ki 15 dk boyuncada 16 araç pistte tur atıyor ve onlardan da 6'sı eleniyor ve 16-10 arasında diziliyorlar. En son 20 dk içinde ise kalan 10 araç 1. olmak için tur atıyor. Bunu bu gün M. Schumacher yaptı. İyi bir yarış çıkaracaktır. Massa (yeni takım arkadaşı) ile kıran kırana mcadele verdiler. Güzeldi. Oda 2. oldu. sıralama Aşağıda var. Yarın ki yarışı heycanla bekliyorum.
2. Massa (Ferrari)
3. Button (Honda)
4. Alonso (Renault)
5. Montoya (McLaren)
6. Barrichello (Honda)
7. Webber (Williams)
8. Klien (RedBull)
Cuma, Mart 10, 2006
DMYO sitem yayında :)
Devrek Meslek Yüksekokulu

